İMDAT BEKLEYEN GENÇLER
Dini konusunda yardım çağrısında bulunan bütün kardeşlerimizle bir hasbıhal..
Allah’ın selamı üzerinize olsun!
Muhterem Kardeşim, imdat bekliyorsunuz! Yardım istiyorsunuz! Sizler gibi yardım isteyen daha nicelerinin boğuk sesleri arasından sesinizi duyuyor gibiyim.
Muhterem kardeşim, imdat seslerinizi duyunca irkildim. İçimde ifade edemeyeceğim nitelikte depremler meydana geldi. İnanın ıssız, uçsuz bucaksız bir çölde susuz kalmış olan bir insanın sessiz ve cılız imdat seslerini duysaydım bu kadar etkilenemezdim. Zira o insanın yardımına koşamasam da o insan şayet iman ehli ise cennete aday olarak sonsuz aleme göçebilirdi. Ama sizin gibi çok önemli bir konuda imdat bekleyenler şayet içinde olduğunuz savaşı yenilmiş olarak o aleme göçerseniz haliniz ve nice olur!? En başta görevini yapmayan bizim gibi gafillerin hali nice olur! Şeytanın hilelerine yenik düşen elleriniz bu yenilginin sebebini sormak kastıyla, imdadınıza kulak asmayan biz gafillerin iki yakasını yapışır da iki yakamızı parçalarsa durum nice olur! Acaba kurtulabilir miyiz yakamızı elinizden ve adli ilahinin elinden!? Elbette kurtulmamız çok zordur. Allah’ın affına sizlerin bizi bağışlamasına ne kadar muhtacız! Bu imdat çığlıklarınızı büyük bir keder ve hüzünle karşılıyoruz. Bizler sizlere ulaşamadık. Sizi şeytanların ve onların hilelerini tatbik eden insanların kalleş oyunları ve zorbalıkları ile baş başa bıraktık. Ne olur bizi af ediniz! Suçumuzu itiraf ediyoruz. Sizleri ıssız çöllerde yapayalnız bıraktık. Açlıktan karnı birbirine geçmiş çöl kaplanlarına yem yaptık. Evet! Suçumuz çok büyük. Tek umudumuz bu amansız ve merhametsiz şartlarda dahi bu savaşı kazanacak kadar keskin ve çetin olmanız. Biliyor musunuz!? İmdat seslerinizi duyan kulaklarımız bu çığlıklarınıza bağışıklık kazandı artık!!. Paslanan kalplerimiz bitkisel yaşam sürüyor sanki!… Gözlerimiz dolmuyor artık eskisi gibi… Her şey bir başka artık…Ümmetin fertleri ve de milletleri olarak dünya ve ahiret düşmanlarımıza yenilmiş ve savaşı kaybetmiş taraf görüntüsü içindeyiz… Her fert bir başka şaşkın! Her fert bir başka harabe! Nerede o yeryüzünün gerçek halifeleri!? Nerede fatihler ve onları doğuran analar!? Maalesef onlardan eser yok artık! Müslümanın tenine dokunamayan kafir kullar şimdi şimdilerde onların namusunu kirletiyor kanını içiyorlar.. Kafirler küfri mizaçlarını tatmin etmek için her türlü ahlaksızlığı tatbik ediyor aciz vücutlarımız üzerinde… maalesef destekçi olarak yine bizim dindaşlarımızı görüyoruz onların safında.. Ne acı değil mi?!
Daha bir kaç sene önce İslambolu izlemiştim arasıra dışıma taşan göz yaşlarımla…İslamizasyona yenik düşmüşlüğün acı ezikliğini duyarak kalbimde… Büyük nefesler alıp vermiştim, o gezintimde, hatırlıyorum. İslambolumuz, islamizasyon bol oluvermişte haberimiz olmamış. Sana hangi örneği vereyim? Başörtüsü-pantolon örneğini mi! Başörtüsü güzel kokular ve neşredilen makyajlı bedenler örneğini mi!? İnsanlar dünya ve âhiretin ortasını bulmaya çalışıyor anlaşılan.. Bu acaba mümkün mü.. Bunun fetvasını veren bir merkez mi var yoksa! Yoksa bu fetvaları şeytanlar gülerek kulaklarımıza mı fısıldıyorlardı. Nedendi bu aldırmazlıklar! Yıllar öncesinin İslami Hareket liderleri bile sınırları aşarak namus konusunda çok kötü örnekler sergiler durumda. Fatihe özeneler ve kendilerini belki de fatih sananlar acaba bu anlayış, utanç ve hezimetle bu sevdalarına ulaşacaklarını sanıyorlar! Liderler islamizasyonu tam manasıyla yaşarsalar fakir tebaa ne yapmaz!! Bunun suçu da bizimdi elbet. Meğer dağlar sırtımıza sarılmıştı ama bunun farkında bile değildik..
Ey, Hidayet Rehberi, Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şimdi seni daha iyi anlıyoruz.. Neden gözlerine uyku girmediğini, neden gece gündüz kutsal mesuliyeti düşündüğünü, neden her türlü açlık ve sefalete katlandığını, neden açlıktan karnına taşlar bağladığını!? Neden kızgın çöl sıcaklarında arkadaşlarınla adaletin , hakkın karşısında duranlarla savaş yapmak için cihada çıktığını.. Evet! Şimdi seni daha iyi anlıyoruz, Ey Allah’ın sevgili kulu, seni canlarından çok seven sahabelerini şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Bu örnek hayatınla aslında bize bu davanın lüksü, rahatı aramakla ve cılız çalışmalarla başarılı olamayacağını gösteriyordun bize… Ama bizler bunu anlayamadık veya anlamazlıktan geldik.
Allah’ım! Bizleri bağışla! Bizlere merhamet eyle! Bu acizliğimizi, vurdumduymazlığımızı, o büyük rahmet ve merhametinle mazur gör ey Allah’ım!! Yoksa halimiz nice olur, ey Allah’ım! Yoksa, sana nasıl hesap veririz!!
Bilenimiz uyuşuk ve tembel. Bilmeyenimiz cesaretle yanlışına devam ediyor. Ortada kalanlar boğucu dalgalar içinde bocalayıp duruyor. Çok ama, çok azımız gördüğü tehlikeli gidişatın farkına vararak imdat diye çığlık atıyor. Perişan bir durum arz ediyoruz. Ne olur bana felaket tellalı demeyin. Ben bu sözü hak etmiyorum. Lakin yaram kanıyor. Beceriksizliğin ve güçsüzlüğün ezikliğini duyuyorum içimde!
Ey Kardeşim! Ben sana ne yazayım! Bilmiyorum ki! Acınacak halimi mi dile getireyim yoksa sağdan soldan birkaç kelime birleştirip sana mı göndereyim!? Sen, imdat bekliyorsun ama senin çağırdığın insanların çoğunda hayat yok ki!? Hani şair derki: Ey hayat süren leşler size kim can verecek!! Bu durumda kendini kurtarman yine senin mübarek cengine kalıyor. Sen bunu becerecek durumdasın inşallah. Her şeyden önce kendine güvenmelisin. İmanını bütün şaibe ve şüphelerden temizleyerek işe başla. İnancın sağlam olmalı. Her şeyin görüntüsü gayet net olmalı. Bilmediklerini ilmi ile amil, takva sahibi alimlere sor. Gayet samimi ol. Derinlemesine düşünmekten hiç korkma. Bilmediğini sormaktan hiç korkma. Matematiksel düşünceden faydalanmaktan hiç çekinme. İçinde duyduğun en ufak şüpheleri veya hastalıkları itiraf ederek ameliyat masasına yatmayı göze almalısın. Bütün hastalıklar ve şüpheler yok olmalı. İmanın bütün şüphelerden uzak olmalı. Ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, yolda sana lazım olacak levazımatı ve bu yolda karşılaşacağın zorlukların neler olduğunu gayet iyi bilmelisin. Bütün bunları en doğru bir şekilde bildikten sonra nefsi olarak bu zorluklara ve hilelere hazırlıklı olman gerekmektedir. Sadece bir defa deneme fırsatı verilen bu yarışı sonuna kadar büyük bir sabır ve azimle devam ettirmek zorundasın. Ne olur kendini akan selin sularına bırakma! Gayret et! Bunu becermek için gerekli güce sahip olduğunu asla unutma. Evet, bunu başarmak çok kolay olmayacak. Zira Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) imanın korunmasının avuçta kor saklamak kadar zor olacağı günlerin geleceğini haber vermektedir. Sanırım bizler o günleri yaşıyoruz. Zira bütün şeytanlar ortalıkta cirit atarken hürriyeti kısıtlanan tek kesin gerçek iman edenlerdir. Sakın mücadelenden vazgeçme. Bu mübarek direncinle kazanacağın makam ve derece diğer zamanlara oranla, elli kat daha fazla olarak sana verilecektir. Bütün bu cengi verirken asla acele etme ve istişare etmeden kararlar verme.
Ey imanını kaybetme noktasında son çığlıklarını atarak imdat bekleyen kardeşim! Cenneti kazanabilmek elbette kolay değildir. Şüphesiz ki Allah, hazırlamış olduğu bu güzel mekâna samimi, sabırlı ve takvalı kullarını koyacaktır. Rabbimiz Kur’anında; “Şüphesiz ki; (bizim yolumuzu bulabilmek ve bir daha ondan asla ayrılmamak için) nefisleri ile ve karşılaşacakları bütün zorluklar ile cihat edenleri doğru yola (hidayete) kavuşturacağız.” buyurmaktadır. Bütün samimiyetinle Allah’ın ipine sarılmalısın. Şüphesiz ki, Allah sana çekemeyeceğin yükü yüklemeyecektir. Allahu Teâlâ bunun sözünü şu ayetinde vermektedir: “Allah hiç bir nefse (kişiye) taşıyamayacağı yükü yüklemez.”[1]
Muhterem Kardeşim, unutma ki hidayeti verende onu sende tutan da yüce Allah’tır. O halde yapacak olduğun ilk iş, her şeyden önce O’nu yardıma çağırmaktır. Bütün samimiyetin ve azminle O’na yalvarmalısın. Muvaffakiyetinin sadece O’nun elinde olduğunu asla unutmamalısın. Bunu yaptıktan sonra diğer yardımcı sebeplere başvurmalısın. Allah’ın kâinattaki ve yüce kitabındaki ayetlerini (delillerini) düşün. Hele hele Resûlü aracılığı ile bize göndermiş olduğu mesajı iyice anlayarak defalarca okumalısın. Dinini sağlam kaynaklardan iyice öğrenmelisin. Unutmamalısın ki, Allahu Teâlâ kim için hayır dilerse onu dinde bilgili kılar.
Muhterem Kardeşim! Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kişi arkadaşının dini üzerinedir, sizden biri kimi arkadaş edindiğine dikkat etsin” buyurmaktadır. Öyleyse mutlaka sana kötü örnek olan ve seni daima kötülüğe çeken arkadaşlarından ayrılmalısın. Kendine sağlam güvenilir, iyiliği tavsiye edip kötülüklerden alı koyan arkadaşlar edinmelisin. Şayet yaşamış olduğun çevre azgın bir kavimse oradan hicret etmelisin. Kendini daima faydalı olan işlerle meşgul etmelisin. Bütün bunları yaparken karşılaşacağın zorlukların aslında seni cennete götürecek merdivenler olduğunu aklından çıkarmamalısın. Cennetin etrafının nefse zor gelen şeylerle cehennemin ise nefse hoş gelen şeylerle çevrili olduğunu hiç aklından çıkarmamalısın. Şimdilik sana bu kadar yazıyorum. Allah’a emanet olunuz. Allah’ın selamı üzerinize olsun!
FİKRİ GÖNCÜ
10/10/2003
[1] Bakara:286.